30 Nisan 2018 Pazartesi

Danimarka’da 1 Mayıs…







Faiz Cebiroğlu
faizce@hotmail.com

Merhaba Dostlar,

 Yarın 1 Mayıs, işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Bugün, hepimize kutlu olsun!

 1 Mayıs, değişik ülkelerde, değişik istemlerde kutlanıyor, kutlanacak. Ben Danimarka’da yaşıyorum. 1 Mayıs’ın bu ülkede nasıl kutlandığını sizlere kısaca yazmak istiyorum:

Yarın çok erken saatlerde Danimarka işçileri, en güzel elbislerini giyerek, bağlı oldukları sendika, parti  ve derneklerde, birlikte sabah kahvaltısı yaparak, günün anlam ve önemi üzerine kısa konuşmalar yaparak, kutlayacaklar. Daha sonraları, işçiler, meydanlarda, başka işçilerle birleşerek,  1 Mayıs’ta verilmek istenen mesajlarını iletecekler.

 1 Mayıs, önce işçilerin bayramıdır. Ama  işçilerle dayanışma içerisinde bulunmak isteyen herkes, bu anlamlı güne katılır. İşçilerden yana olduklarını gösterir. 1 Mayıs’ı kutlar.

 Sanayi işçisi vardır.  Kafa emekçileri, ücretli işçiler vardır…

 Yarın bizler, bağlı bulunduğumuz, ayrı ayrı örgüt ve partilerde,  sabah kahvaltısını  yaparak, daha sonra 1 Mayıs’ı alanlarda kutlayacağız. Yarın için,  pahalı elbiseler aldım. Sabahtan giyeceğim.

 Alanlardan sonra, akşam 1 Mayıs yemekleri de var. Onlara da katılacağım…

 Evet, Danimarka da bir Mayıs budur…

 Türkiye de de, işçilerin en güzel elbislerini giyerek 1 Mayıs’ın bir ”işçi bayramı” havasıyla kutlayacakları günlerin geleceğine inanıyor, 1 Mayıs’ınız kutlu olsun diyorum.

 Sevgiler. Selamlar.

11 Ocak 2018 Perşembe

Hasip Kaplan demeci üzerine bir not..



Faiz Cebiroḡlu

Şırnak eski Milletvekili Hasip Kaplan: ”Demirtaş’ın yerine sakın bir Türk göz dikmesin.” diye bir demeç verdi. Twitter paylaştı. Bu demecin yarattıḡı tepkiler, O’nun hem HDP’den,  ayrılmasına, hem de siyaseti bırakmasına neden oldu.

Sosyal medyalarda karşılıklı ”suçlamalar” devam ediyor. HDP’nin kuruluş ve amacına, proḡram ve tüzüḡüne bakmadan, bilmeden, sübjektif çıkışlarla, birbirini karalamak ya da suçlamak, HDP gibi bir parti için üzücü bir durumdur. Neden üzücü bir durum? Bunu notlar halinde yazacaḡım:

Bir: HDP yani Halkların Demokratik Partisi. Adı üzerinde: Halkların Partisidir: Kürt, Türk, Ermeni, Ezidi, Süryani, Laz, Arap…gibi etnik kökenlere sahip üyelerden oluşuyor. Hepsi, HDP’nin kuruluş ve amacını benimseyerek partide yer aldılar.

İki: KDP deḡil, yani yalnızca Kürtlerin Demokratik Partisi deḡil, Anadolu Halkların Partisi oluyor. Beḡenilir, ya da beḡenilmez, ama partinin, yani HDP’nin kuruluş ve oluşumu budur.

Üç: HDP’ye üye olanlar, kendi etnik kökenleri ile üye olmuşlardır. Hepsinin, eşit oranda,  Milletvekili seçilme, başkan olma, lider olma hakları vardır. HDP tüzüḡünde şöyle bir madde yoktur:

”HDP’ye üye olabilir, Milletvekili seçilebilir ama parti  lideri ya da başkanı olamazsınız.”Diye.

Parti tüzüḡünde böyle bir madde olsaydı, zaten bunlar HDP’ye katılmazdı.

Tüm bunlar açıkken, ”Kürt olmayan hiç kimse, başkanlıḡa göz dikmesin.” demek, hem parti üyelerine saygısılık, hem de partinin oluşumuna ve tüzüḡüne muhalefet etmek ve partiye karşı çıkmak demektir.

Üzücüdür. Hasip Kaplan’ın demeci ile başlayan karşılıklı suçamalarda, her iki tarafta, ne yazık ki, politik olarak, başarılı bir sınav vermedi. Her iki tarafta, partinin kuruluş, oluşum ve amacından uzaklaşıp; ”Türk mü?  Kürt mü? ” yanlış ikilemi ile birbirlerini ”karalamaya” başladılar. Gerçekten üzücüdür.

Tekrarlıyorum. HDP, Halkların Demokratik Partisi’dir. Bu parti içinde yer alan herkes, diḡerleri ile, başkanlık için yarışabilir ve başkan olabilir.

HDP, tüm Anadolu Halkların Partisi’dir. Çıkışı, amacı ve  oluşumu budur.

Tüm bunlar açıkken, “Kürt olmayan hiç kimse, başkanlıḡa göz dikmesin.” Demek, gerçekten büyük bir talihsizliktir.

Tartışmalar olsun. Eleştiriler olsun. Olmalıdır. Zenginliktir. Ama Parti proḡramı, oluşumu ve tüzüḡü çerçevesinde olsun.

Bu notumu yazmak istedim. Bu notum ile, bazı arkadaşları,  HDP’nin kuruluş ve oluşumunu tekrar okumalarını ve bilmelerini istedim.


17 Aralık 2017 Pazar

Recep, bitmiştir!(*)




Demir Bilgin


Recep, bitmiştir!

Bölgesel ve içsel şeriatçı burjuvazisinin desteklediği ve 15 yıldır iktidar yaptığı AK Parti ve Recep devri sona yaklaşmıştır. Recep, bitmiştir.

2018’de yapılacak seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Recep, politik olarak ve psikolojik olarak ta bitmiştir. Receb’in bitişi çok ”hazin” olacaktır. Hazinden de öte çok ”dramatik” olacaktır. Bunu tarihsel bir not olarak yazıyorum. Seçim sonuçları öncesinde, Receb’in bitişini ilan ediyorum. Biten Recep, hem Türkiye’de, hem de Uluslararası Mahkemede, Lahey’de de yargılanacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Receb’in, hırsızlığı, rüşvet, yağma yanında, hem katil, hem de savaş suçlusu olarak yargılanacaktır.

Yapılacak seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Türkiye’de kurmuş olduğu ”Aile Şirketi” dağıtılacaktır. Receb ve ailesinin gasb-ettikleri  tüm ”servete” el konulacaktır. Bunu da buradan ilan ediyorum.

Receb’e dair ”dramatik” notlar vardır:

Bir: Recep, bir savaş suçlusudur.

İki: Tayyip, hem hırsız, hem de katildir.

Üç: Erdoğan, Roboski katili, çocuk katili ve Gezi intifadasında gençlerin katili ve  insanlık katilidir.

Dört: Tayyipsiz Recep, Suriye’de yenilmiştir. Suriye’de yenilen Recep, Türkiye’den ”firar” etmenin yollarını arıyor. Recep, ”firar” etmede geç kalmıştır.

Seçimler  öncesinde bu notu yazmak istedim.

 Seçimler öncesinde ,  Receb’in bitişini tescil ettirmek istedim.

Kayd-ediyorum: Recep bitmiştir.

Biten Recep, yargılanacaktır. Bunun da haberini şimdiden veriyorum!

Bir soru kaldı,  şudur: Receb’e bel bağlayan ”solcular”da  vardı. Bunlar ne olacak?

Cevap açıktır: Bunlar da çoktan beri bitmiştir. İslami faşizme ”bel bağlayan” solcu(!) olmaz. İslami faşizme umutla bakan insan, ilkel gerici ve ilkel dönek olur. Bunlar da bitmiştir.

Evet, karanlık yıllar, aynı zamanda, derslerle doludur. Karanlık yıllar, kim solcu, kim değil, adeta bir aynadır. Recebi karanlık yıllarında bu aynada, bu ”sahte” solcuları da gördük…

Yeni bir döneme giriyoruz. Yeni dönem, her alanda örgütlenerek,  Anadolu’yu ”daha temiz, daha iyi” bir politik duruma çekmek, oluyor. Kirlenen ve geriye götürülmek istenen Türkiye, bu karanlık durumu aşacaktır.

Recep, bitmiştir!

Receb’in bittiği yerde, mutlaka gülistanlar yeşerecektir!

------
(*)2.baskı



22 Ekim 2017 Pazar

İŞİD’çi Receb ve tehditleri…





Demir Bilgin

İŞİD’çi Recep, herkesi tehdit ediyor, herkese hakaretler yaḡdırıyor. Tüm komşu ülkeleri ile düşman; dünya’ya da düşman. Amerika’ya da meydan okudu,  Donald Trump’a hakaretler yaḡdırdı. Bu zavallılıḡın içinde yattıḡı politik hesaplar var.  Türkiye’de yapılacak seçimlere kadar, İŞİD’çi Receb’in bu ahlaksızlıḡı devam edecektir. Türkiye halkına “güçlü lider imajını” yaratıp, seçimleri kazanmak istiyor.

İŞİD’çi Recep, ne yazık ki, yalnızca bu tehdit ve hakaretlerle yetinmeyecek, ülkeyi de kana bulayacaktır. İŞİD’çi Recep, iktidarda kalmak için yapamayacaḡı cinnetlik yoktur. Zaten, daha önceleri yapılan seçimleri, kan ve revan içinde kazanmıştır.  

İŞİD’çi Receb’i en iyi tanıyan eski arkadaşı, Abdullatif Şener’dir. Abdullatif Şener, İŞİD’çi Receb ile igili şunları söylemişti: ”İktidarda kalmak için,  eşini bile satar!”

Gerçekten de doḡrudur. 16 yıllık iktidarı dönemi, yaḡma, hırsızlık, hile ve dolandırıcılıkır. Birde bunun yanına eklenen meczeralar (katliam), ve O’nu eleştirenlerin cezaevine tıkılması, çocuk katili, Kürd şehirlerin yerle bir edilmesi, insanların öldürülüp, panzer arkalarında sürüklenmesi gibi örnekler var. 16 yıllık iktidarı,  tamamen bir soykırım iktidarıdır. Bunların hepsi, seçimleri kazanmak ve iktidarda kalmak için yapıldı. Önümüzde yapılacak seçimlere kadar, böylesi cinnetliḡi sürdürecektir. O’da biliyor, son şansıdır; seçimleri kaybederse, halklar adına yargılanacaktır. Bu son tehditlerin altında yatan bu zihniyet vardır.

Türkiye’de ”güçlü adam” safsatası ile  seçimleri kazanmak istiyor; bu amaca ulaşmak için, herkese tehdit ve hakaretler yaḡdırıyor.

Son aylarda, Avrupa ülkeleri ve Amerika ile  yaratmış olduḡu ”sahte düşmanlıḡın” temelinde bu vardır. Bu oyun vardır. Güçlü lider(!) manipülasyonu ile seçimleri kazanmak vardır. Bu, birinci noktadır.

İkincisi, bizleri ilgilendirmektedir. Yani her renkten olan, oluşan tüm muhalefet cephesini ilgilendirmektedir.Dolayısı ile, önümüzde yapılacak seçimlerde, ”İŞİD’çi Receb’e karşı tek cephede” birleştirmeyi ve seçimlere girmeyi gerektirmektedir. Durum budur, yoksa tehlike büyüktür.

Üç: Şu an Türkiye, ikilem ile karşıyadır: Ya  İŞİD’çi Receble birlikte tam çöküş, ya da İŞİDsiz ve Recebsiz bir çıkıştır.

Evet…Tehlike büyüktür. İŞİD’çi Receb ve kabilesi, seçimleri kazanırsa, resmi olarak, Türk İslam Devletini ilan edip, Türkiye’yi şeriat ile yönetecektir.

Son tehditlerin ve hakaretlerin altında yatan budur.

Tercih, sizindir.

Tercih, ikidir: Ya İŞİD’çi Recebe karşı tek cephede birleşmek ve Anadolu’yu tekrar restore etmek, ya da Anadolu’yu, Receb kabilesine teslim edip, toptan çökertilmesine seyirci kalmak.

Evet, seçim sizindir. Tehlike, büyüktür.






30 Eylül 2017 Cumartesi

Güney Kürdistan referandumu ve Recep...




Demir Bilgin

Yazmak, bugünü görüp yarına işaret etmek demektir. Yazmak, bugünün politik olgularını görüp, yarınlarda  ne olacaḡına haber vermek demektir. Yazmak, haberci olmak demektir. Yazım, bir haber yazısıdır. Haberimin ana halkası, 25 Eylül’de, Güney Kürdistan’da yapılan referandumun dışsal etkisi üzerinedir. Yani Türkiye üzerinedir ve şudur: Güney Kürdistan referandumu, Receb’in de, sonunu getirmişir. Receb, politik olarak bitmiştir.

Receb, bitmiştir ve bittiḡi için de, Barzani’ye öfkelidir. Öfkenin, ecele faydası olur mu, olmaz. Birinci nokta budur.

İki: Receb, 16 yıldır Barzani’yi kullanarak iktidar olmuştur. En son referendum seçiminde, Barzani’yi Ankara’ya davet ederek ve Kürdistan bayraḡını, Ankara’da göndere çekerek, Kürtlerden oy istemiştir. Receb, kendi kuyusunu kendisi kazmıştır. Kim kimi kandırmş, Receb’te biliyor. Receb, bu yüzden, Barzani’ye küfrediyor. Küfür mü,  sahibine döner, bunu da unutmuştur.

Üç: Küfürcü Receb, iktidarda kalması için yapamayacaḡı cinnetlik yoktur. Irak’la, İran’la telefon görüşmeleri yaptı, Güney Kürdistan’ı işgal edelim dedi. Olmadı. O zaman, sınırlarda, askerti tatbikat yapalım, Barzani’ye gözdaḡı verelim dedi. Bunun ötesi de yoktur. Askeri tatbikat mı, ancak  halkınıza yaparsınız, Receb’in cinneti bu olacaktır. Dördüncü maddeye geçmeden önce, bir parantez açıyorum:

Receb’i en iyi tanıyan eski arkadaşı Abdullatif Şener. Şener, bir mülakatında, Receb için şöyle diyordu: Receb, iktidarda kalması için, eşini bile satacak bir tiptir!”

Devam ediyorum ve dört: Cinnet geçiren Receb, Putin’i davet etti. Ama istediḡi, cinnetliḡi almadı. Putin, bir Rus’tur, binlerce Receb’i çıplak olarak, Rus ayılarına bindirir.  Ruslar mı, Türkleri her zaman çıplak bırakmışlar, Receb’te en sonunda çıplak olacaktır. Receb’in en büyük korkusu da budur.

Beş: Angela Merkel, her ayda Receb’i ziyaret ediyordu, ”En iyi anlaştıḡım lider, Erdoḡan” diyordu. Sonunda, Markel, Nazist ilan edildi.

Putin’i de ziyaret etti. Putin’de, ikinci kez ziyaret etti. Yakınlarda, Receb, Putin’i de, “zalim, korkunç Ivan” ilan eder.

Şu an, Macron da, “Receb’i her hafta telefonla arıyorum” diyor. Yakınlarda, Macron’da, ”gavur” ilan edilir.

Receb mi, budur. Rusların deyimi ile aklı dengesi bozuktur.

Altıncı madde mi, yoktur.

Sonuç mu, şudur: Yazmak mı, önceden haber vermektir.

Haberimin özeti mi, şudur: Güney Kürdistan referandumu, Receb’in de bitişi demektir.

Korku mu, Receb’in damarlarındadır. Receb mi, kaçacak bir  ülke aramaktadır.

Güney Kürdistan referandumun en güzel hediyesi mi,  budur!


17 Ağustos 2017 Perşembe

Türk İslam Devleti...





Demir Bilgin
Recep, önümüzdeki seçimlerde, üstün gelirse, Türkiye’deki rejim, kökten deḡişecektir. Yerini, çıplak islam devletine terkedecektir. Yani, Türk İslam Devleti, olacaktır. Bu, şeriat demektir. Receb’in 16 yıllık mücadelesi de bunun içindir.

Receb’in tek mücadelesi, kendini halife ve nizamını, ”Halife Nizamı” ilan etme mücadelesidir. 16 yıldır, bunun temellerini atıyor: Kendine baḡlı ordu, kendine baḡlı Savcı, kendine baḡlı hukuk, kendine baḡlı polis, kendine baḡlı bekçi, kendine baḡlı muhtar, kendine baḡlı köy koruyucusu…Bu, şeriat ordusu ve  devleti demektir.

Bunun temellerini atıyor, il il dolaşıp, elinde Kur’an ile destek istiyor. 12 Eylül 1980’de, faşist darbe ile iktidara el koyan, Kenan Evren’de aynısını yaptı. Türkiye’nin tüm illerinde, elinde Kur’an ile konuşmalar yaptı. İmamın oḡlu Receb’te 16 yıldır aynı yolda ve Türk İslam Devleti kurma yolundadır. 

Türk İslam Devleti nedir?

Türk İslam Devleti, kendini şeriatçılara teslim etmek demektir.

Türk İslam Devleti: Şeriat demektir.

Şeriat nedir?

Şeriat, tüm muslümanların kabûl etmesi gereken, Allah'a giden, gidecek yolun adı ve halife nizamı oluyor. Zulümdür. Cehennem zulümüdür!

Cehennem zulümü, yıllardır Orta-doḡu’da işleniyor; yaḡmur yaḡmayan, Orta-doḡu’da, hendeklerden kan akıyor. Zulüm akıyor. Irak – Şam - İslam Devleti, yani İŞİD, yani Recepçi İŞİD, bu oluyor. Zulümdür!

Receb’in kurmak istediḡi nizam, işte budur. Zulüm rejimidir.

Recep, önümüzdeki seçimlerde üstün gelirse, Türkiye bu olacaktır. Şeriat olacaktır.

Bu notumu yazmak istedim. Bu notla, Anadolu halklarını uyarmak istedim.

Bu notla, Anadolu halklarını,  Receb’e karşı,  safları sıklaştırın demek istedim.

Tek çare, şeytan Receb’e karşı, tek cephede olmaktır.

Receb iktidarından ve gelecek zulmünden kurtuluşun yolu buradan geçiyor.

Şiarımız açıktır: İŞİD’çi Receb’e karşı, tek cephe, tek yumruktur

28 Mart 2017 Salı

Referandumda HAYIR de!



Demir Bilgin

16 Nisan 2017’de, Türkiye’de referandum yapılıyor. Oyunu ver: HAYIR de! Oyunu ver: Şeriata dur de!

16 Nisan referandumu, şeriata evet mi, hayır mı referandumudur.

16 Nisan referandumu, laik,  yani seküler bir devlet mi, pan-islamist bir şeriat nizamı mı referandumudur.

16 Nisan’da yapılacak  referandum bu iki tercih arasındadır. Evet oyu kullanırsan: Şeriat. Hayır oyu kullanırsan: Seküler devletten yanayım  oluyor. 16 Nisan referandumun özü budur. Bu özle:

16 Nisan’da şeriata dur de! 16 Nisan’da Hayır de!

Evet olursa; bir insan olarak, Türkiye’de, yok oluyorsunuz!

Hayır çıkarsa, insan evrim tarihine sahip çıkıyorsunuz, demektir.

Evet mi, insan olarak yok olmaktır. Yani 7. Yüzyıl şeriat kanunları ile, tekrar,  köleleştirilmek demektir.

Hayır mı, insan toplumunun evrim tarihinde yer aldıḡın gelişime sahip olmak demektir.

Türkiye’deki 16 Nisan referandumu budur. Yani, ya şeriat, ya da seküler devlet, oluyor.

Referandumun birincisi noktası budur. İkincisi noktası var ve önemlidir.Şudur:

Bu referandumda, Irkçı pan-islamist recebi durduracak tek kütle ”Kürd oylarıdır.” Kürd oyları, HAYIR’dan yanadır.

Ama, ne yazık ki,  Receb’e destek veren Kürt seçmenleri de vardır.

HDP içerisinde de  referanduma ”evet” oyu vereceḡim diyen, halkın oyları ile seçilen HDP’li Milletvekilleri vardır. Sorun da, budur.

Sonuç: 16 Nisan seçim sonuçlarını belirleyecek, Kürd oyları oluyor.

Bu rejim deḡişikliḡinde, EVET oyu veren her Kürt,  benim şahsımda bir HAiN oluyor.

Boykutçular da var ve bu baḡlamda,Receb’in koltuk deḡnekleri oluyorlar.Bunlar üzerinde durmak istemedim. Aḡaçlara bakarlar ve de,  orman nerede diye sorarlar”!

Notum budur ve son Söz:

Direniş damarımıza güveniyor: HAYIR diyoruz!

Direniş damarımıza güveniyor: Kimliksizlere de HAYIR diyoruz!

16 Nisan 2017’de şeriata HAYIR diyoruz.

16 Nisan 2017’de, Türkiye’de referandum yapılıyor. Receb' e ve şeriata dur diyoruz!